Eylül 07, 2010  

İHD Genel Başkanı: 24 yıldır militarizmin hedefindeyiz

SERCAN KAYA -ANF
Söyleşi / 08:46 / 17 Temmuz 2010

ANKARA - Çeyrek yüzyıldır verdiği mücadeleyle İHD’nin, toplumda insan hakları bilincinin gelişmesine katkıda bulunduğunu belirten Genel Başkan Öztürk Türkdoğan, bu nedenle derneğin ve insan hakları savunucularının sürekli militarizmin hedefi haline geldiğini söylüyor. Derneğin ağırlıklı olarak Kürt sorunuyla ilgilendiği yönündeki eleştirilere de yanıt veren Türkdoğan, “Ateş düştüğü yeri yakar. Bu ülkenin bir bölgesinde ateş yanıyor ve oradaki insanlar feryat ediyor. İHD bu feryadı duymayacak mı?” diye soruyor.

İHD 24 yıllık demokrasi ve insan hakları mücadelesini geride bıraktı. Çeyrek yüzyılda verdiği mücadele sonucunda artık Türkiye halkı başına bir şey geldiğinde ‘benim insan haklarım nerede’ diyerek İHD’nin kapısını çalıyor. Toplumda bu bilincin oluşmasında büyük rolü olan İHD bu mücadelesi nedeniyle birçok baskıyla ve engelle karşı karşıya kaldı. 25’inci yılına girerken derneğin kamuoyundaki yerini, yaptığı çalışmaları, yaşanan hak ihlallerini ve önümüzdeki dönem faaliyetlerini Genel Başkan Öztürk Türkdoğan’la konuştuk.

* 24 yılda insan hakları ve demokrasinin gelişmesinde İHD nasıl bir rol üstlendi?

- ‘İnsan hakları’ kavramının bu ülkede içselleştirilmesinin sağlanması, insan hakları bilincinin geliştirilmesi ve insan hakları kültürüne dayalı bir kültürün oluşturulmasına olan katkısı çok önemli. İnsanlar başlarına bir şey geldiği zaman artık şunu düşünebiliyorlar, ‘benim insan haklarım nerede?’ İHD hiçbir şey yapmadıysa bile, toplumda insan hakları bilincinin gelişmesinde katkısının olduğunu söyleyebiliriz. İnsanların başına bir olay geldiği zaman aklına gelen bir dernek öncelikle. Aradan geçen 24 yılda belki de yüzbinlerce insana ulaşmayı başarmış bir derneğiz. Türkiye’de demokrasi problemi var. 82 anayasasından kurtulmalıdır. Her ne kadar anayasada ‘insan haklarına saygılı’ yazsa da, saygılı olmak yetmiyor, insan haklarına dayalı bir cumhuriyet olmak gerekiyor. Aradan geçen 24 yıla baktığımız zaman cumhuriyetin insan haklarına çok da saygılı olmadığını görüyoruz. Türkiye’de çoğulculuk yok, anayasa herkesi Türk kabul ediyor. Katılımcılık yok, çünkü yüksek seçim barajları ve siyasi partiler rejimi yasaklarla dolu. Yine açık bir demokrasimiz yok, çünkü MGK’nin olduğu ve her türlü kararı aldığı bir ülkede açıklık göremezsiniz. Biz bu sorunları hep dile getirdik.

“SİSTEM KENDİNİ SORGULAMALI”

* İHD, demokrasi ve insan hakları için yaptığı çalışmalara karşılık sürekli engellerle karşılaştı, baskı gördü…

- Evet, bu nedenlerle İHD ve insan hakları savunucuları her zaman militarizmin hedefi olarak görüldü. 1998 yılında hazırlanan güçlü eylem planı ve andıç belgesinde İHD’nin hedef gösterilmesi, ondan sonraki yıllarda ortaya çıkan belgelerde görüldü ki, hep insan hakları savunucularının hedef haline getirilmesi, karalama kampanyalarının yapılması aslında sistemin insan haklarından ve İHD’nin çalışmalarından ne kadar çok korktuğunu gösteriyor. Bu mücadele nedeniyledir ki insan hakları savunucuları sevilmiyorlar. Her fırsatta karalanmaya kalkıyorlar, yasadışılıkla suçlanmaya çalışılıyorlar. Aslında sistemin kendisini sorgulaması lazım, ‘biz ne zaman demokratikleşeceğiz’ diye.

*Biraz bu baskı ve engellere değinir misiniz?

- 24 yıllık süreçte çok sayıda yönetici ve üyemiz maalesef öldürüldü, hedef haline getirildi. Sayıları yüzleri bulan arkadaşımız ceza aldı. Halen de davası devam eden arkadaşlarımız var. Genel Başkan Yardımcımız Muharrem Erbey, Siirt Şube Başkanımız Vetha Aydın, Rize eski Yöneticimiz Gençağa Karafazlı, Diyarbakır Şube Yöneticilerimiz Roza Aydede, Arslan Özdemir, Mardin ve Aydın şubelerimizden arkadaşlarımız tutuklu.

* Engeller ve baskıların yanında, İHD’nin çeşitli kesimler ve sistem tarafından bir saygınlığı da var…

- Çünkü biz olgulara dayalı olarak çalışıyoruz. Yaşanan ihlaller üzerinden çalışmalarımızı yürütüyoruz. İHD, çalışmalarında tüzüğündeki amaç ve ilkelerine bağlı olarak faaliyet yürütüyor. Yani herkes için her koşulda her şart altında objektifliğimizi yitirmeden çalışıyoruz.

“BU FERYADI DUYMAYALIM MI?”

* Ancak bu tarafsızlığınıza rağmen daha çok Kürt meselesiyle ilgilendiğiniz gerekçesiyle eleştiriler de alıyorsunuz…

- Ateş düştüğü yeri yakar. Bu ülkenin bir bölgesinde ateş yanıyor ve oradaki insanlar feryat ediyor. İHD bu feryadı duymayacak mı? Bunu duymak zorunda, yoksa kuruluş amacınıza aykırı faaliyet yürütmüş olursunuz. Yaşam hakkı en önemli haktır. En önemli hak ihlali yaşanan bir ülkede bununla ilgilenmeyip, başka hak alanlarıyla öncelikli olarak nasıl ilgileneceksiniz? Önce yaşam hakkı ihlalleriyle, işkence, kötü muameleyle, insanların kültürel haklarıyla ilgileneceksiniz. Çünkü insan onurlu bir varlıktır. Barış bir haktır, bununla nasıl ilgilenmezsiniz? İç silahlı çatışmaların olduğu bir yerde insan hakları savunucuları tabiî ki barışı savunacaklardır. İnsanların farklılıklarının kabul edilmediği ve ayrımcılık olan yerde tabiî ki İHD eşitliği ve özgürlüğü savunacaktır. Bunu dediğimiz için eğer birileri bizi resmi ideolojinin söylemini sürekli belli noktalarda faaliyet göstermekle belli kesimlerin haklarını savunmakla itham ediyorsa bunun bizim için hiçbir önemi yoktur.

“DEVLET YENİ FARKINA VARDI’

* İHD, Kürt sorunuyla ne zaman nasıl ilgilenmeye başladı?

İHD, Kürt meselesiyle 1990 yılından beri doğrudan doğruya ilgilenmiştir. 2009 yılında resmen devlet Kürt meselesinin varlığını tanımıştır. Yani İHD’ye 19 yıl boyunca yapılan haksızlık aslında bir nevi giderilmiştir. Biz 19 yıl boyunca bunu söyledik, nihayet yetkililer de yeni bunun farkına varmıştır. Halbuki 1990 yılında bunun farkına varsalardı belki Türkiye şu an çok daha ileri noktada olan insan haklarına dayalı bir cumhuriyet olabilirdi. Artık bunların görülmesi ve cumhuriyetimizin demokratik bir cumhuriyet olması önündeki engelleri kaldırmak gerekir. Bu da demokratik bir anayasa ile mümkündür. Biz hükümetlere BM, Avrupa Konseyi insan hakları sisteminde yeterli çözüm önerileri olduğunu hep söylüyoruz, dünyayı yeniden keşfetmeye gerek yok.

* Derneğe yapılan başvurular hakkında bilgi verir misiniz?

- Çok çeşitli başvurular alıyoruz. Dönemin sorunlarıyla ilgili olarak başvurular değişebiliyor. Yoğunlukla yaşam hakkı ihlalleri, kötü muamele, çocuğa ve kadına yönelik şiddet, taciz, ifade ve örgütleme özgürlüğü alanındaki ihlaller, haksız gözaltı ve tutuklamalara ilişkin başvurular yapılıyor. Bilançolara baktığımız zaman bu alanlarda kalıcı bir iyileştirme göremiyoruz.

* Başvuruları nasıl değerlendiriyorsunuz ve hangi faaliyetlerde bulunuyorsunuz?

- Başvuruyu aldıktan sonra öncelikle ihlalin giderilmesi için kamu idaresini yazışmalar yaparak, ikaz ediyoruz. Bunun yanısıra bir suç varsa cumhuriyet savcılıklarına suç duyurusunda bulunuyoruz. Kişiye yasal haklarını hatırlatıp, neler yapıp yapamayacağını anlatıyoruz. Uluslararası mekanizmalara başvuracaksa onların yolunu gösteriyoruz. Ayrıca 1994 yılından bu yana bir bütün olarak bu ihlalleri raporlaştırarak, bir daha yaşanmaması için kamuoyu baskısı yaratmaya çalışıyoruz. Son otuz yılda halklara karşı işlenen suçların açığa çıkarılması, Türkiye’nin bir yüzleşme sürecine girmesi için Gerçek ve Adalet İnisiyatifi’nin oluşmasına öncülük ettik. Dernek, 1990’da işkence ile daha iyi mücadele etmek ve de işkence mağdurlarıyla dayanışmak amacıyla TİHV’i kurmuştur. Uluslar arası alanda FİDH’ın üyesidir. Yine Avrupa Akdeniz İnsan Hakları ağının içerisindedir. Türkiye içinde de birçok koalisyon platformu gibi oluşumların içinde yer almıştır. 24 yılda gelinen aşama iyi bir aşamadır. Daha iyi olabilirdi ancak militarizmin bizim gibi kurumlara yönelik psikolojik saldırılarından biz de nasibimizi almış durumdayız.

“CENAZELER İÇİN BAŞVURU ALIYORUZ”

* Son dönemlerde hangi alanlarda ihlaller yaşanıyor?

- Çatışmalarda yaşamanı yitiren silahlı militanların cenazelerinin verilmemesi nedeniyle başvurular yapılıyor. Silahlı çatışmalar arttıkça bu başvurular da artıyor. Son birkaç haftadır cenazelere yapılan insanlığa aykırı müdahaleler başvuru konusu. Cenazelere müdahale başta insanlığa sığmıyor, ayrıca Ceza Kanunu’nun 130’uncu maddesinin ikinci fıkrası bunu suç olarak tanımlamıştır. Bu konuda bize başvuran aileleri suç duyurusunda bulunmaya davet ediyoruz. Yine son dönem yayla, mera gibi çeşitli yasaklar yaygınlaşıyor. Bütün bunlar son döneme ilişkin ihlal başvuruları. Boş köylerin tekrar yakılması olayları akla gelen çeşitli ihlaller olarak sıralanabilir. Mesela geçtiğimiz günlerde bir vatandaş internet aracılığı ile bize başvuruda bulundu. THY biletinin iptal edilmesini, parasının geri ödenmesi için kendisine yardımcı olmamızı istemiş. Tabi biz her türlü başvuruyu dikkate almak, en azından insanlara yol göstermek zorundayız.

* Diğer ülkelerle kıyasladığımızda, Türkiye listenin neresinde?

- Bu, ülkelerin içinde bulunduğu konuma göre değişiyor. İnsan hakları savunucularına yönelik fiziksel saldırılar ve tutuklamalar dünyada halen ciddi bir problem. Türkiye en çok hak ihlali yapılan ülkelerin başında geliyor. Her ülke farklı tarihlerde raporlama sürecine giriyor. Dolayısıyla burada ülkelerle ilgili bir kıyaslama ve liste yapmak pek mümkün değil. Ama Türkiye iyi bir noktada değil, bunu söyleyebiliriz.

* İHD önümüzdeki dönem neler yapacak?

- İHD önümüzdeki döneme yine çeşitli yeniliklerle çıkacaktır. Bunların başında ilk defa bir sivil toplum örgütünün İnsan Hakları Akademisi’ni kurması var. Yıldönümümüzü bu akademinin açılışını yaparak kutluyoruz. Devam eden sorunların çözümünde daha aktif rol oynamanın arayışları içerisindeyiz. İki yıldır sürdürdüğümüz ‘Kayıplar bulunsun failler yargılansın’ eylemleri, Uluslararası Ceza Mahkemesi ilgili çalışmalarımız devam edecek. Gerçek ve Adalet İnisiyatifi’nin çalışmaları sürdürülecek. Toplu mezarların açtırılması ve kimlik tespiti yapılmadan gömülen insanların cesetlerinin ortaya çıkarılması ve bunların ailelerine teslim edilmesiyle ilgili çalışmalar yürütülecek. Kalıcı bir çatışmasızlık ortamının yaratılması için çalışmalar; insan hakları savunucularına, gazetecilere, sendikacılara, akademisyenlere, aydınlara yönelik yargı yoluyla baskı uygulamasının son bulması için yapmamız gereken çalışmalarımız var. DGM’lerin devamı olan Ağır Ceza Mahkemeleri’nin kaldırılması, ifade özgürlüğü önündeki yasakların kaldırılması için çalışmalarımız olacak.

*Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

- Şunu eklemek istiyorum; insan haklarıyla insandır, unsan hakları herkes için lazımdır. Zamanında bizi her türlü konuyla itham eden kişilerin bile insan haklarına ihtiyacı olduğu unutulmamalıdır. İnsan hakları derneği buradadır. Herkesin insan hakları derneğine yardımcı olması gerekir. Çünkü insan hakları derneği insanların zor zamanlarında yanında olacağı bir dernektir.

ANF NEWS AGENCY

NOT: HABERİ KOPYALAMAK VEYA YENİDEN YAYINLAMAK YASAKTIR


© 2010 Ajansa Nûçeyan a Firatê