Eylül 07, 2010  

Kürt CHP'nin de oyununu bozar...

ERDEM CAN -ANF
Analiz / 13:01 / 22 Temmuz 2010

Uzunca bir zamandır Kürt sorunu dendiğinde, hiç şaşmadan kendisine ait, ancak çözüm üretmekten uzak, 1989 "Kürt raporunu" zikreden CHP' yönetimi, Deniz Baykal'dan miras bu tavrını sürdürmeye çabalasa da yaşamın geldiği safha buna izin vermiyor.

Sonunda 89 raporunu refere ederek sürece dahil olamayacağını anlayan CHP Genel Merkezi, yönteminde bir değişiklik olmasa da en azından, "raporunu yenileme" konusunda bir adım atmaya karar verdi. Kürt sorunun çözümünde rapor hazırlamanın ötesine bir varlık gösterme iradesi oluşturamayan CHP, doğru kullanıldığında belki de teşhisi kolaylaştırarak çözümün tartışılmasına katkı sunabilecek rapor hazırlama yöntemini de işlevsiz hale getiriyor.

CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal, geçtiğimiz yıllarda yakın ekibinden, genel başkan yardımcısı Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş başkanlığında bir ekibe hazırlattığı ve 200 sayfa olduğu söylenen son Kürt raporunu açıklamadan sümen altı etmeyi tercih etmişti. O dönemde birçok Kürt aydını ile görüşen CHP'lilerin hazırladığı rapor, genel merkez tarafından, "fazla radikal dolayısıyla sakıncalı" bulunmuş ve doğmadan yok edilmişti. Bu raporla Kürdistan'da varlık göstermeyi hedefleyen CHP yönetimi, hazırlanan raporun içeriğini kabullenmektense Akdeniz'e çekilmeyi tercih etti. Ardından da milliyetçi söylemini daha da yükselterek, Kürt sorunun siyasal çözümü karşısında ki tutumunu siyasetinin merkezine yerleştirdi. Bugün bu tercihinin faturasını bölgede tabela partisi olarak ödeyen CHP, yeni arayışlarını eski yöntemle sürdürme peşinde gibi görünüyor.

CHP'nin Kürt halkının taleplerini görmek ve kavramaktan yoksun, sadece Ankara Hükümetleri'nin, "neler verebileceği" ile sınırlı raporlarının, işlevselliği bugün sorunun geldiği noktada son derece çaresiz ve çözümsüz bir yöntem olmanın ötesine geçemeyecek bir durumda.

Deniz Baykal'ın ardından CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu, Kürt ve Alevi olmasına karşın bu kimliğini henüz telaffuz etmiş değil. Buna rağmen bu kökenden gelen bir Dersimli'nin CHP Genel Başkanı olması bazı çevrelerde yersiz bir heyecan havası estirmeye yetti. Genel başkan seçildiği günden başlayarak Kürt sorunu başta olmak üzere, memleketin tüm problemlerini yoksulluğa ve havuzlu villalara bağlayan Kılıçdaroğlu da, geleneğe uyarak yeni bir Kürt raporu için kolları sıvadı. Baykal döneminde hazırlanan ve yok edilen, "sakıncalı" rapordan hiç söz edilmeden başlanan çalışmanın başında da, gene bir Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç bulunuyor.

Aslına bakılırsa, Koç başkanlığında rapor hazırlayacak komisyona verilen, "Doğu ve Güneydoğu komisyonu" adı da CHP'nin halen sorunu telaffuzdan dahi ne denli uzak olduğunu gösterir ibrette. CHP heyeti geçtiğimiz günlerde Kürdistan'da çalışmalarına başladı. "Doğu ve Güneydoğu Komisyonu"nun raporu yaz sonuna yetiştirileceği söyleniyor. Ancak, Koç başkanlığındaki heyetin rapor çalışmalarına başlamadan CHP Diyarbakır İl Başkanlığı Genel merkezden gelen komisyona verilmek üzere hazırladığı konuya ilişkin bir raporu açıkladı.

Kürt sorunun çözümü konusunda temelini bir genel affın oluşturduğu raporda Abdullah Öcalan için de ev hapsi öneriliyor. CHP Diyarbakır İl Sekreteri Mahmut Şevketoğlu tarafından açıklanan rapordan bir kaç başlık şöyle: "Ana dilde eğitim yasal olarak Milli Eğitim Bakanlığı müfredatına girmeli. Okullarda seçmeli ders olarak okutulmalı. Türklerin de Kürtçe öğrenme hakkı var.

Beyaz bir sayfa açılmalı. Genel af getirilmeli. PKK’lılara yönelik; ceza alan, hapis yatan, mahkûm olan çok sayıda insan var. Bunlara yönelik sicil affı getirilmeli.

Öcalan’a ev hapsi ya da yurtdışı ikameti olabilir. CHP özü itibariyle devrimci bir parti. Bu devrimci adımları atacaktır.

Ekonomik yapının düzeltilmesi için devlet istihdam yaratmalı.

Taş atan çocuklar bir an önce cezaevinden çıkarılmalı. Taş attı diye bir çocuğun 16 yıl ceza alması dünyada çağdışı ülkelerde bile yok."

Kürt sorunu konusunda CHP'nin geleneksel inkarcı tutumu göz önüne alındığında dikkat çekici bir özellik kazanan rapor, CHP'nin "Doğu ve Güneydoğu komisyonu" başkanı Haluk Koç tarafından hemen reddedildi. Koç, raporun kişisel olduğunu partilerini bağlamayacağını açıkladı. Gerçekçi sayılabilecek çözüm önerisi konusunda kendi parti teşkilatına dahi tahammül edemeyen CHP yöneticilerinin hazırlayacağı raporun içeriği de bugünden tahmin edilebilir. Baykal’la Kürdistan'da tabela partisi haline gelen CHP yönetimi sorunun çözümü konusunda gerçekçi bir tavır takınamazsa yarın tabela astıracak il teşkilatı da bulamazsa şaşırtıcı olmaz.

Kılıçdaroğlu'nun genel başkan seçilmesinin ardından CHP eksenli yürütülen tartışmalarda sıkça telaffuz edilen, "Tüm küsler barıştı, bir araya geldi CHP çatısı altında sosyal demokratlar toparlandı, bu büyük bir rüzgar yarattı" söylemi, Kürt sorunun siyasal çözümü gündeme geldiğinde yer ile yeksan oluyor. CHP Genel Merkez'i müzmin saydığı küslüklerini giderirken Kürt sorunu konusunda görüş beyan eden Diyarbakır İl teşkilatını kendisinden saymıyor. Kendi il teşkilatını dahi ötekileştiriyor.

Yerel siyasetçilerin kendi partisinden dahi olsa görüşlerini dikkate almayan bir CHP genel merkezinin bugünün ihtiyaçlarına cevap verecek bir raporu sahiplenmemesi durumunda Kürdistan illerinde toplu istifalarla sarsılacağı kesin gibi görünüyor.

Kürt halkının ulaştığı politik düzey ve bunun yarattığı örgütlülüğü kavramadan, sıfırdan başlarmışçasına ilan edilen çözüm önerilerini ve ucuz politik hesapları Kürt halkı bozar.

canerdem2126@gmail.com

ANF NEWS AGENCY


© 2010 Ajansa Nûçeyan a Firatê