Eylül 03, 2010
HABER MERKEZİ - Koma Civaken Kurdistan (KCK) Yürütme Konseyi Başkanlığı bir açıklama yaparak Kürt sorununun barışçıl yollardan çözülmesi için 13 Nisan’da ilan ettiği çatışmasızlık sürecini bir buçuk ay uzattığını bildirdi. Çatışmasızlık kararını 15 Temmuz’a kadar uzattığını açıklayan KCK, saldırıların gelişmesi durumunda meşru müdafaa hakkının kullanılacağı belirtildi.
KCK tarafından yapılan yazılı açıklamada: “Yakın tarihimizde Kürdistan’da yaşanan ağır trajedilerden sonra, Türkiye’de Kürt halkının otuz yılı aşkın süreden bu yana Önder Apo öncülüğünde gelişen özgürlük mücadelesi bugün önemli bir düzey kazanmıştır. Halkımızın gelişen bu mücadelesine karşı uluslararası ve bölgesel güçlerin desteğinde geliştirilen tüm bastırma ve şiddet yöntemleri herhangi bir sonuç vermemiş, toplumsal bir düzey kazanan Kürt özgürlük mücadelesinin tasfiye edilemeyeceği ve yenilemeyeceği kanıtlanmıştır” denildi.
Kürt halkının çeşitli düzeylerdeki toplumsal direniş mücadelesini büyük bedeller vererek geliştirdiği kaydedilen açıklamada, Kürt halkının en son 29 Mart yerel seçimlerinde ortaya koyduğu irade düzeyi ile önemli bir siyasal sonucu ortaya çıkardığı belirtildi.
ÇÖZÜM İÇİN TARİHİ FIRSAT
Kürt Özgürlük Hareketinin her açıdan sağladığı gelişmelerin, Kürt sorununu barışçıl, demokratik yollardan çözüm zeminini her zamankinden daha fazla olgun hale getirdiği belirtilen açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Bugün halkımızın büyük bir gururla beşinci yıldönümünü karşılamakta olduğu şanlı 1 Haziran Hamlesi temelinde uluslararası ezme ve teslim alma konseptine karşı halkımızın gelişen toplumsal direniş mücadelesi önemli başarılar elde etmiştir. Bu dönem boyunca gelişen askeri saldırılar önemli oranda boşa çıkarılmış, Gabbar, Oramar, Zap örneklerinde görüldüğü gibi ciddi başarılar elde edilmiştir. Kürt Özgürlük Hareketinin her açıdan sağladığı gelişme, Kürt sorununu barışçıl, demokratik yollardan çözüm zeminini her zamankinden daha fazla olgun hale getirmiştir.”
SİYASİ İRADE ORTAYA KONULMALI
Uluslararası alanda sorunun çözümünü istemeyen güçler olsa da konjonktürel durumun Kürt sorununda demokratik çözümün gelişmesi önünde ciddi bir engel oluşturma durumunda olmadığına dikkat çekilen açıklamada, Türk ve Kürt halklarının sorunun çözümü için siyasi irade ortaya koymaları durumunda kendi aralarında sorunlarını çözme imkanları olduğu vurgulandı.
Açıklamada, “Ortaya çıkan bu olumlu koşulları Kürt sorununun çözümüne yönelik bir fırsat olarak değerlendirmek ve demokratik çözüm sürecini geliştirmek amacıyla Hareketimiz 13 Nisan’dan 1 Haziran’a kadar çatışmasızlık sürecini başlattığını resmen ilan etmiştir. HPG zorunlu kendini savunma halleri dışında Türk ordu güçlerine karşı herhangi bir planlı eylem gerçekleştirmemiş, eylemsizlik çağrımıza uymuştur. Ancak HPG’nin bu yaklaşımına rağmen, Türk ordusu tarafından operasyonlar sistemli bir biçimde sürdürülmüş, Medya Savunma Alanlarına yönelik hava operasyonları ve top atışı saldırıları yapılmıştır. Bu saldırılarda içinde komuta kademesinin de bulunduğu 35’e yakın HPG gerillası şehit düşmüştür. Yaşanan bu şahadetler barış sürecinin şahadetleri olarak tarihe geçmişlerdir. Bununla beraber açıkladığımız eylemsizlik kararının hemen ertesi günü 14 Nisan’da Kürt halkının sivil toplum kuruluşlarına ve DTP’ye yönelik kapsamlı tutuklama operasyonları sürdürülmüş, 28 Mayıs’ta bu operasyonun çapı KESK’de kapsayacak bir şekilde genişletilmiştir” denildi.
KÜRTLER SİYASAL ALANDAN SİLİNMEK İSTENİYOR
Bu operasyon ve saldırılarla Kürt halkının siyasal alandan silinmek istendiğine dikkat çekilen açıklamada, yeni bir çatışma döneminin başlatılma zemini oluşturulmak istendiği uyarısında bulunuldu. Türk devletinin veya devlet içindeki bazı odakların geliştirdiği bu saldırılara karşı demokratik ve meşru direnişlerde bulunan Kürt halkına yönelik, özelde çocuklara karşı hiçbir hukuk kriteri ve toplumsal etik kural tanımayan saldırılar arttırılarak yürütüldüğü belirtilen açıklama şöyle devam ediyor: “Süreci sabote etmek ve hareketimize mal edilmek amacıyla Mardin’in Zangırt (Bilge) köyünde korucular eliyle 44 Kürt insanı katledilmiştir. Halkımızın oyuyla seçilmiş Kürt milletvekillerine karşı çifte standartçı bir yaklaşım geliştirilerek hiçleştirilmek amacıyla zorla mahkemeye götürülmek istenilmektedir. Gerilla güçlerimize ve halkımızın siyasi alandaki temsilcilerine karşı bu operasyonlar sürerken, Önderliğimizin ve Hareketimizin yaptığı açıklamalarla beraber Türkiye kamuoyunda ve yurtdışında Kürt sorununun çözümüne yönelik bir süreden beri başlatılan tartışma süreci de ivme kazanmıştır.”
KCK’nin açıklamasında, Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de, KCK’nin aldığı eylemsizlik kararı ve 29 Mart sonrası ortaya çıkan Kürt halkının siyasi iradesi karşısında Kürt sorununun Türkiye’nin en temel sorunu olarak tanımlanması ve çözümünün ertelenmemesi yönlü açıklamaları da hatırlatıldı.
GÜL VE ERDOĞAN AÇIKLAMA YAPMALI
Cumhurbaşkanının açıklamalarının yanısıra bazı siyasi kesimlerden de paralel bazı açıklamalar olsa da, sorunun nasıl çözüleceği konusunda henüz somut bir proje ortaya konulmadığına dikkat çekilen açıklamada, Abdullah Gül’ün Kürt sorunu konusunda ‘kurumlar arası mutabakat vardır’ sözüne rağmen, açıklamalara tezat bir biçimde askeri ve siyasi alanda operasyonların sürdüğü dile getirildi.
“Eğer bu mutabakat, sorunun siyasi yollardan çözümüne ilişkin ise neden bu operasyonlar durdurulmamaktadır? Söylenen sözler ve açıklanan mutabakat bir oyundan veya bir oyalamadan ibaret ise bunun yaratacağı sonuçlar hesaplanmıyor mu?” sorularının da sorulduğu açıklamada, Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın bu sorulara ilişkin bir açıklama yapmasının sürecin nasıl ilerleyeceğini netleştireceği ifade edildi.
OLUMLU GELİŞMELER OLURSA EYLEMSİZLİK SÜRECİ 1 EYLÜL’E KADAR UZATILABİLİR
Açıklamada, sürecin olumlu ve olumsuz yönlerini değerlendiren Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın, Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün sorunun çözümüne dönük yaptığı açıklamaları, kamuoyunda yürütülen tartışmaları, kimi aydınların, demokratik parti ve çeşitli sivil toplum örgütlerinin yapmış olduğu çağrıları ve Kürt halkının sorunun çözümüne yönelik beklentilerini dikkate alarak, 1Haziran’da sona eren çatışmasızlık durumunun devam ettirilmesi için çağrı yaptığı kaydedildi.
KCK’nin açıklaması şöyle devam etti: “Önderliğimizin Kürt sorununun çözümünde siyasal yöntemlere öncelik verme, çatışmaların durdurulması ve barış ortamının inşasına şans tanınması amacıyla yaptığı bu çağrı, Hareketimizin yönetimi tarafından değerlendirilmiştir. Hareketimizin tüm organlarının görüş birliğiyle, Önderliğimizin yaptığı çağrının pratikleştirilmesinin uygun olacağı kararına varılmıştır. Bu temelde Hareketimiz gelişen saldırıları da dikkate alarak eylemsizlik durumunun Temmuz’un 15’ine kadar sürdürülmesi sonucuna ulaşmıştır. Bu zaman içerisinde çözüme dönük olumlu gelişmelerin yaşanması halinde eylemsizlik sürecinin 1 Eylül’e kadar uzatılabileceği görüşü kabul görmüştür. Ancak bunun için durumun yeniden değerlendirilmesine ihtiyaç olacaktır.”
OPERASYONLAR DURDURULSUN
Kürt Özgürlük Hareketinin geliştirdiği bu tutumumun temelinde barış ve demokratik çözümdeki ısrarı ve kararlılığının yatmakta olduğu belirtilen açıklamada, ancak barış ve demokratik çözüm Kürt Özgürlük Hareketi’nin tek taraflı çabasıyla gelişecek bir durum olmadığını altı çizildi.
Geçmişteki pratiğin de bunu açıkça ortaya koyduğu vurgulanan açıklamada, bunun için ilgili tüm tarafların iyiniyete dayalı çabalar göstermesi gerektiği belirtilerek: “Eylemsizlik kararımızın bir çatışmasızlık durumuna ve silahların tümden susturulmasına dönüşmesi için karşı tarafın da silahlı saldırılarını durdurması gerekmektedir” denildi.
Tek taraflı çabalarla bu sonucun elde edilemeyeceğinin de açık olduğu kaydedilen açıklamada, “Hiç kimse ordunun durmayacağını söyleyemez. Nasıl ki Ocak ayından itibaren, Mart sonuna kadar operasyonlarını durdurarak bir çatışmasızlık ortamını yarattıysa, bu dönemde de pekala aynısını yapabilir” denilen açıklamada, burada önemli olan karar ve siyasi iradenin ortaya konulması olduğu vurgulandı.
MEŞRU MÜDAFA HAKKI KULLANILACAKTIR
İçinde bulunduğumuz ayların yaz ayları olması itibarıyla gerillanın en fazla aktif olabileceği ve kendisi açısından sonuç alıcı bir pratiği sergileyebileceği bir mevsim olduğu belirtilen açıklamada, “Öte yandan hareketimiz ve gerilla güçlerimiz en derli-toplu dönemini yaşadıkları ve her zamankinden daha fazla eylemsel bir gücü ortaya çıkarabilecekleri açık bir gerçektir. Varolan bu eylemsel gücün harekete geçirilmesi halinde baştanbaşa kapsamlı bir savaşın yaşanabileceği açıktır. Fakat Önderliğimiz, hareketimiz ve halkımız savaşı değil, barışı tercih etmektedir. Bu gerçeğin doğru görülmesi çözüm sürecinin gelişmesi açısından en önemli bir halka olmaktadır. Bu süreç boyunca askeri güçlerimiz herhangi bir eylemsel aktivitede bulunmayacaktır. Hiçbir yerde hiçbir saldırıda bulunmayacaktır. Ancak kendisine karşı geliştirilen imha saldırıları durumunda bir evrensel hak olan meşru müdafaa hakkını kullanacak ve her saldırı karşısında misilleme hakkını saklı tutacaktır” dedi.
DEVLET VE HÜKÜMET SORUMLULUKLARINI YERİNE GETİRMELİ
Türkiye Cumhuriyeti devletinin, AKP hükümeti ve muhalefet güçlerinin bu süreçte Türkiye’nin en temel sorununu çözmek ve demokratikleştirilmesi adına siyasal sorumluluk alması gerektiğine vurgu yapılan açıklamada, bu güçlerin eylemsizlik durumunda olan gerillaya karşı operasyonların sürdürülüp sürdürülmeyeceği konusundaki tutumunu açıkça ortaya koyması gerektiği de dile getirildi. Bu sürecin hiçbir belirsizliği ve oyalamayı kaldıramayacak denli kırılgan olduğu uyarısının da yapıldığı açıklamada, başta hükümet olmak üzere ilgili herkesin üzerine düşen tarihi sorumlulukları yerine getirmesi gerektiği vurgulandı.
Bu sürecin sabote olmaması ve kalıcı bir çözüm sürecine dönüşmesi için Kürt halkının demokratik legal kurumlarına ve seçilmiş temsilcilerine dönük tutuklama furyasına bir an önce son verilmesi gerektiği belirtilen açıklamada, Kürt halkına, siyaset yapma zemininin kapatılmaması gerektiği de dile getirildi.
TAKTİK DEĞİL, STRATEJİK YAKLAŞIYORUZ
Önümüzdeki süreçte operasyonların sürdürülmesi halinde gerilla güçlerinin çatışmaya zorlanması temelinde çatışmaların yaşanmasının olası olduğu uyarısı da yapılan açıklama şöyle devam ediyor: “Bu temelde yaşanacak can kayıplarında sorumluluk, ordu ve buna karşı tavır geliştirmeyen siyasi iradeye ait olacaktır. Biz sürece taktik değil, stratejik yaklaşmaktayız. Geçici bir dönem için silahların susturulması değil, silahların karşılıklı susturulması halinde bunun kalıcı sürece ve demokratik çözüme dönüştürmek istiyoruz. Bu açıdan oluşan çözüm zeminini doğru değerlendirme sorumluluğu her iki tarafa da aittir. Şiddet yöntemiyle sonuç alınamayacağı ortaya çıkmıştır. Bunun hiçbir hamaset edebiyatına yer verilmeden doğru görülmesi temelinde geliştirilecek samimi yaklaşımlar ve diyalog ile sorunun köklü çözümü mümkün olabilecektir. Bu noktada Önder Apo’nun tüm Kürt kurumlarından alacağı görüş temelinde Ağustos ayında sunacağı yol haritasının kalıcı çözümü ön görmesi bakımından önemli olacaktır.”
SÜRECİ SABOTE EDENLERE KARŞI BİRLİK ÖNERİSİ
Tüm kamuoyunun ve ilgili güçlerin KCK’nin 45 gün uzattığı eylemsizlik sürecine yeterli bir sorumlulukla yaklaşması gerektiği belirtilen açıklamada, bu sürecin Kürt ve Türk halklarının geleceğini düşünülerek doğru değerlendirilmesi gerektiği uyarısı yapıldı. KCK’nin açıklamasında, Türkiye’deki muhafazakâr demokrat, liberal demokrat ve sol demokrat güçlerin de birleşerek, bu süreci sabote etmek isteyenlere karşı demokratik birlik içerisinde barıştan yana, sorumluluk ve risk üstlenerek tarihi görevlerine ve Türkiye’nin demokratik geleceğine sahip çıkmaları gerektiği ifade edildi.
Uluslararası ve bölgesel güçlerin de Türkiye devletini ve hükümetini, Kürt sorununun demokratik çözümü ve Ortadoğu’da barış ve istikrarın gelişmesi yönünde teşvik edici ve cesaretlendirici temelde destek sunmaları gereğine de değinilen açıklamada, “Dört parçadaki tüm Kürdistan halkı ve siyasi güçleri, tüm yurtsever demokratik kurum ve kuruluşlar her zamankinden daha çok ulusal demokratik birliğini sağlayarak her türlü provokasyona karşı uyanık olma temelinde onurlu bir barış ve demokratik çözüm mücadelesini yükseltmeli, bunun için örgütlü gücünü daha da yetkinleştirerek çözümde aktif rol oynamalıdır” ifadeleri yer aldı.
ANF NEWS AGENCY