Temmuz 31, 2010
HABER MERKEZİ - İran’daki sistem içi iktidar çatışmasının derinleşebileceğini söyleyen Duran Kalkan, rejimin Kürtler üzerindeki baskılarını arttırması durumunda Doğu Kürdistan'da çok ağır bir halk patlamasının ortaya çıkabileceğini belirtti. Kalkan, PJAK’ın İran’ın islami demokratik bir yapıya kavuşmasından yana olan hareketlerle ilişki kurması gerektiğinin de altını çizdi.
İran'da cumhurbaşkanlığı seçimlerine hile karıştırıldığını açıklayan muhalif aday Mir Hüseyin Musavi taraftarlarının gösterileri sürüyor. Seçim ardından patlak veren şiddet olaylarında ölü sayısı giderek artıyor. Tutuklananların sayısı yüzlerle ifade ediliyor. Mir Hüseyin Musavi, dün ilk kez dini lider Ayetullah Ali Hamaney'i sert bir biçimde eleştirdi.
Uzmanlar ülkedeki gelişmeleri, ‘İran artık eskisi gibi olamaz. Ya değişecek ya da halkın çoğunluğuna diktatörlüğe doğru büyük bir dönüş yapacak’ sözleriyle yorumlarken KCK Yürütme Konseyi Başkan Yardımcısı Duran Kalkan ise İran’daki sistem içi iktidar çatışmasının derinleşebileceğini söyledi. ‘’Çatışmanın sürmesi durumunda sistem dışı arayışların gelişmesi, hatta sistemde reform yapma ihtiyacı ortaya çıkabilir’’ diyen Kalkan, rejimin Kürtler üzerindeki baskılarını arttırması durumunda Doğu Kürdistan'da çok ağır bir halk patlamasına yol açabileceğini söyledi.
PJAK’ın İran’ın islami demokratik bir yapıya kavuşmasından yana olan hareketlerle ilişki ve ittifak kurması gerektiğini söyleyen KCK Yürütme Konseyi Başkan Yardımcısı Duran Kalkan İran seçimlerini, PJAK’ın politikasını ve Doğu Kürdistan’daki gelişmeleri ANF’ye değerlendirdi.
SİSTEMİ İÇİ ÇATIŞMA DERİNLEŞEBİLİR
''İran’daki cumhurbaşkanı seçimleri kuşkusuz önemliydi. Bu seçimlerin nasıl sonuçlandığı da tam netleşmedi. Eski cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın kazandığı ilan edildi. Fakat muhalefet bunun kabul etmiyor. Seçime hile karıştırıldığını ifade ederek bir protesto eylemliği geliştirdi. Belli ki muhalefet de güçlü.
Mir Hüseyin Musevi İran- Irak savaşında sola açık bir kişilik olduğu söyleniyordu. Şimdi güya biraz daha ılımlı, biraz daha demokrasiye yakın politikalar izleyebileceği umut ediliyor veya söyleniyor. Bu çerçevede kadınlardan ve gençlerden önemli bir destek de buluyor. Bu tartışmalar ve çatışma düzeyi nereye gider, nasıl sonuçlanır bilemiyoruz.
Ancak İran geleneğinde sivil çatışma, tartışma ve devrimler vardır. Sivil eylemciliğin yoğun olduğu bir toplumdur. İran Ortadoğu’nun Fransa’sı oluyor. Sivil toplum iradesi ve örgütlülüğü güçlüdür. Tarih boyunca da bu böyle olmuştur ve günümüzde bu gerçek devam ediyor. Yeni çok yönlü düşüncelerin üretildiği, tarih boyunca özgürlük düşüncelerin geliştirildiği, doğal komünal değerlerinin korunduğu, çeşitli topluluklarda bu değerlerin isyan halinde yaşatıldığı bir alan oluyor. Bu anlamda özgülük ve demokrasi hareketleri açısından İran’daki durum önemli.
Şimdi de mevcut çatışma bu anlamda derinleşebilir. Gerçi bir iktidar çatışması, mevcut sistem içinde bir çatışma olarak görülüyor. Henüz bu düzeyle sistem dışına çıkmış değildir. Fakat sistem içi çatışma da olsa, eğer devam eder ve derinleşirse, sistemin yıpranması, sistem dışı arayışların gelişmesi, hatta sistemde reform yapma ihtiyacının ve isteğinin daha net ortaya çıkması gerçekleşebilir. Bu tür ihtimalleri içinde taşıyor.
DEMOKRASİ MÜCADELESİ GELİŞECEK
Ahmedinejad hükümeti siyaseten dar, tutucu ve milliyetçi bir yönetimdir. Böyle bir siyaset izledi geçen süreçte. Bu anlamda İran’ı daralttı, zorladı. Sözde dünyaya meydan okuyormuş gibi bir tutum içinde oldu, ama aslında dünya genelinde İran’ın etkisini zayıflattı. Şimdi aynı yönetim devam ederse, belli ki bu durum sürecek. İran ABD ile çatışıyor gibi görünüyor olacak, ama bu çatışma bir yerde ABD politikalarını da dıştalamıyor. Ortadoğu’yu geçen süreçte çözümsüzlük içinde tuttu. Belli ki önümüzdeki süreçte de tutabilir.
Ahmedinejad yönetimi eskisi gibi salt söyleme dayalı bir tutum gösterirse Saddam Hüseyin yönetimi durumuna da düşebilir. İçte de, dışta da geniş bir muhalefeti ortaya çıkartıp kendini çatışmayla yüz yüze bulabilir. İran’ı dış müdahalelere açık kılabilir. İç muhalefeti ve içten gelişen bir demokrasi mücadelesini daha çok gerekli kılabilir. Eğer bu biçimde devam ederse, Ahmedinejad hükümeti böyle sürecekse bu şu demektir: İran’a dıştan müdahalenin önü hep açık olacaktır, dolaysıyla Ortadoğu dış müdahalelere açık olacaktır. İran’da iç demokrasi mücadelesi gelişecek, iç çelişkiler ve çatışmalar artacak demektir.
AHMEDİNECAD KÜRDİSTAN’DA TERÖR ESTİRDİ
Kürdistan açısından da Ahmedinejad yönetimi Kürdistan için büyük acılar getirdi. Kürt halkı üzerin çok büyük baskı ve terör rejimi kurdu. Yüzlerce insanı tutukladı, idamları geliştirdi. Ajan, korucu örgütlenmesini Kürdistan’da hat safhaya çıkardı. Kürt yurtseverliği üzerinde çok ağır bir baskı, tutuklama ve terör sistemi kurdu. Halk nefes alamıyor. Bu çok kötü bir durum. Oysaki İran gibi bir ülkenin yönetimi, tarzı böyle olmamalı. Siyaseti hiç böyle olmamalı. Birçok ulusal toplumdan ve çok sayıda kültürel topluluklardan oluşan bir ülkenin ve devletin yönetim tarzı ve politikası böyle olursa elbette ki içte çatışma ve giderek bölünme, parçalanma öne çıkar.
Ahmedinejad yönetimi eğer geçen dönemde izlediği politikaları Kürdistan’da ve diğer alanlarda önümüzdeki süreçteki süreçte de izlerse, bu daha sert bir çatışmanın yaşanacağı, İran’ın birliğinin parçalanacağı, çeşitli halk topluluklarının birlik içinde yaşam istem ve arayışlarının azalacağı anlamına geliyor. Bunun yerine daha çok parçalanma, birbirinden kopuş ve çatışma gelişecek. Milliyetçilikler tırmanacaktır. Çünkü Ahmedinejad İran gibi milliyetçi olunmaması gereken bir toprak parçasına çok dar ve şoven bir Fars milliyetçiliğini dayatıyor. Bu çok yanlıştır. İran gerçeğine, İran tarihine terstir. Mevcut durumda islami devlet Ahmedinejad yönetimi altında gerçekten de islam devriminin gerçekleşme felsefesine ve siyasetine de aykırıdır. Halkların birliği, çeşitli ideoloji ve siyasi akımların ittifakı temelinde islam devrim gerçekleşmişti. Şimdi ise, her şey çok dar bir fars milliyetçiliğinin saldırgan politikalarına bırakılırsa, o zaman bütün halklar, siyasi çevreler bundan kopar, parçalanma, dağılma gelişir, iç çelişkiler, çatışmalar artar. Kürdistan da bundan benzer biçiminde etkilenir.
DOĞU KÜRDİSTAN’DA HALK PATLAMA YAPABİLİR
Geçen dönemde olumsuz etkiledi, zorladı. Kürt toplumu ile merkezi yönetim arasındaki bağlar tümden koptu, diyalog kesildi. Kürt toplumu devlet yaşamı içinde kendini ifade edemez, temsil edemez bir durum kazandı. Bu Kürdistan’da bir umutsuzluk yarattı, başka arayışları ortaya çıkardı. Bunu önlemek için ajan, korucu örgütlemesi temelinde geliştirilen baskılar çok büyük bir öfke ve tepki yarattı. Bunun devam etmesi önümüzdeki süreçte Kürdistan'da çok daha ağır bir halk patlamasına yol açabilir. Bu tür ihtimaller var.
Ahmedinejad yönetiminin izlediği politikaların İran için uygun olmadığı, İran’ın iç ve dış yapısına denk düşmediği açığa çıkmıştı. Seçimle bu değiştirilebilirdi. Demek ki iyi siyasetler izlenemedi. Belki de kazanamadı da kazandırdılar. Ciddi muhalefet de vardı. Neden Ahmedinejad kazanmadı tam anlayamadık. Kürtler açısından daha iyi, etkili muhalefet Ahmedinejad yönetimine karşı geliştirilebilirdi. O da olmadı.
PJAK GENELLEMECİ KALDI
PJAK bu konuda çok genellemeci bir yaklaşım içerisinde kaldı. Aslında hepsi aynıdır demek doğru değildir, görülüyor ki çatışıyorlar. İktidar kavgası veriyor olabilirler. Ama hepsinin eğilimi aynı değildir, bu kadar birbiriyle çelişkileri ve çatışmaları var. Bunun içinde politikayı yapmayı bilmek gerekiyordu. Öyle yapmayıp genellemeci durmak demek; hangi sonuç çıkarsa ona destek vermek anlamına gelir. Bu bir pasif tutumu ifade ediyor. Dolaysıyla genellemeci ve pasif tutum sonuç vermezdi, vermedi zaten. Böylece yeniden Ahmedinejad yönetimi iş başına geldi. Bu şimdi siyaseten daha zorlayıcı olacak. Daha gergin ve çatışmalı bir durumu gündeme getirebilir.
DOĞU KÜRDİSTAN’DA SOMUT TEDBİRLER GELİŞTİRMEK LAZIM
Buna göre özellikle Kürdistan açısından daha somut tedbirler geliştirmek gerekiyor.. Bu halk nasıl savunulacaktır? İyi bir savunma projesine, stratejisine, örgütlülüğüne, tarzına ihtiyaç var. Yoksa baskılar, terör, katliam geçmişi kat kat aşacak düzeyde gelişebilir. Doğu Kürdistan’ da halkın durumu tehlikeli süreçlerle, katliamlarla yüz yüze gelebilir. Bu açıdan şimdi daha duyarlı, tedbirli olmak lazım.
Aslında Ahmedinejad ilk göreve geldiğinde bir şans verelim demiştik, belli bir eylem içinden geliyordu, Tahran belediye başkanlığı yapmıştı belki halka daha yakın ve dolaysıyla emperyalizme karşıtlık temelinde de halkçı bir politika izler değerlendirmesinde bulunmuştur. Fakat pratik gösterdi ki gerçek böyle değildir. Ahmedinejad böyle bir politikayı izleyemiyor. Tersine daha dar, şoven, milliyetçi bir politika izledi. Halkçı olmadı. Halk karşıtı oldu. Hep zorla, şiddetle, tahrikle, provokasyonla ortamı yönetmeye çalıştı. Bundan sonra ikinci defa seçilince tabi eskiyi söyleyemeyiz. Çok fazla İran için umutlu olacağımız bir durum yoktur.
PJAK DAHA DUYARLI POLİTİKA İZLEMELİ
İran’da önümüzdeki dönem çatışmalı ve gergin bir dönem olacağa benziyor. Bu Amerika için de aranır bir durumdur. Aslında bu sonucu belki de Amerika da tahrik etti. Dış güçler bundan yararlanacak ve bölgeyi daha fazla karıştırmaya çalışacaklar. Çatışmayı daha çok geliştirecekler. Bu anlamda PJAK ve Kürt halkı daha çok duyarlı ve dikkatli olmalı. Daha dikkatli politikalar izlemeli. Rastgele hareket etmemeli. Daha örgütlü ve tedbirli olmalı.
PJAK'IN YENİ İTTİFAKLARI
PJAK’ın bu anlamda daha sağlam durması gerekiyor. Halkı daha iyi bilinçlendirmesi lazım. Halk örgütlenmesini ve tedbirini daha çok geliştirebilmelidir. Provokasyonlara kesinlikle alet olmamalı. Demokratik çözüm isteyen, İran’ın islami demokratik bir yapıya kavuşmasından yana olan hareketlerle ilişki ve ittifak kurabilmeli. Bu temelde oldukça koşullara uygun, doğru yöntem ve tarza dayalı bir ulusal demokratik mücadele vererek bu süreçten tehlikeleri önleyen ve kazanımlar sağlayan bir temelde çıkmayı bilmelidir.’’
ANF NEWS AGENCY